Anasayfa » Makale

RAW formatı ile zamanda yolculuk

Özgür Çetin 20 Mayıs 2006 Makale Yorum yok


Özgür Çetin - Öyle ya da böyle bazen ‘keşke şu fotoğrafı bir stop daha açık çekseydim’ ya da ‘beyaz ayarı yanlış olmuş, beyaz gelinlik mavi çıkmış’ gibi yakınmalarda bulunuyorsunuzdur. Günlük hayatımızda zaman zaman yanlış değerlerle fotoğraf çekmişizdir ya da çekebilme ihtimalimiz vardır. Dijital fotoğraf makinelerinde beyaz ayarı, keskinlik, ISO gibi değerlerin yanlış yerde ve yanlış şekilde kullanılmaları zaman zaman biz kullanıcıları zor durumda bırakmıştır. İşte bu yanlışlardan sakınmanın en kolay yollarından biri olan RAW formatını bu yazımızda enine boyuna ele alıyoruz.
RAW NEDİR?
Dijital fotoğraf makinelerinde filmin karşılığı olan sensör üzerine düşen görüntü dijital işlemci tarafından sayısal verilere dönüştürülüp fotoğraf haline getirilir. Çekim sırasında belli işlemlerden geçen ham görüntü genelde JPEG bazen de TIFF formatına dönüştürülür.

İşte bu değişikliklerin yapılmadan sensörden gelen sayısal verilerin doğrudan belleğe yazılmasıyla oluşan özel formata ‘RAW’ adı veriliyor. RAW dosyaları sensörden gelen ham bilgileri içerdiğinden yaygın olarak tercih edilen fotoğraf formatı JPEG’ten çok daha fazla yer kaplarlar. 6 Mpiksel bir fotoğraf makinesi için bu rakam 5-6 Mbyte’a ulaşabilir. Her marka ve modelin kendine has olgaritma yöntemleri olduğundan farklı dijital fotoğraf makinelerinin ürettiği RAW dosyaları farklı boyutlarda olur.

Bu formatı daha çok üst seviyede ürünler desteklediği için her dijital fotoğraf makinesinin RAW çekme özelliği bulunmaz.

RAW tam olarak bir fotoğraf türü olmadığı ve ham bilgiler olduğundan standart bir ebatı yoktur. Daha doğrusu makinenin maksimum çözünürlüğünde çekilen bu RAW dosyalar özel yazılımlarla neredeyse kayıpsız olarak büyütülebilir. Photoshop ya da üretici firmaların kendilerinin dağıttığı yazılımlarla açılabilen RAW dosyaları 4-5 kata kadar büyütmeye izin vermektedir. Ayrıca piyasada RAW formatını okuyabilen irili ufaklı birçok firmanın (third party) yazılımı da bulunmaktadır.

RAW formatının en önemli özelliklerinden biri de çekim yapıldıktan sonra üzerinde bazı değişikliklere izin vermesi. Yani bir nevi zaman içinde geri giderek yanlış ayarları düzeltebilmeye imkan tanıması.
ZAMANDA YOLCULUK
Üzerine kitaplar yazılıp filmler çekilen bir konu olan zamanda yolculuk bilim kurgu meraklılarının ilgi odağı olmayı sürdürüyor. Dijital fotoğrafçılık alanında ise RAW formatı ile zamanda yolculuk kısmen de olsa mümkün.

Nikon Capture yazılımı ile RAW çekilen fotoğraflar işlenebiliyor

Bu formatı kullanarak çekim yaptıktan sonra keskinlik, pozlama, beyaz ayarı, renk doygunluğu, kontrast, parlaklık, renk greni, Choromatic Aberration vb. gibi birçok ayarı değiştirmeniz mümkün. Bu da JPEG ya da diğer formatlar tarafından desteklenmeyen bir özellik.

Daha çok üst model dijital fotoğraf makinelerinin özelliği olarak karşımıza çıkan RAW, profesyonellerin sıklıkla kullandığı bir formattır.

Günlük yaşamda RAW formatının kullanımı ile ilgili bir örnek vermek gerekirse: Bir arkadaşınızın düğününde fotoğraf çekiyorsunuz. Ancak bir önceki çekimde flaşsız ortam için beyaz ayarını floresan modunda ve poz telafisini de +2 Ev değerinde çektiniz. Bir sonraki kareyi çekene kadar üzerinden 10 dakika geçti ve bu ayarları uyguladığınızı unutup toplu bir aile fotoğrafı çekmek istediniz. Herkes size poz verdi çekimi yaptınız ve topluluk kareyi bozarak dağıldı. Görüntüye baktınız ancak çekilen fotoğraf karanlık ve siz bu çekimde flaş kullandığınız için tüm kare mavi tonlarda (beyaz ayarından dolayı).

İşte bu örnekte eğer JPEG fotoğraf çekerseniz bu fotoğrafı kurtarmanız oldukça zor (Photoshop’u yazan ekipte değilseniz o bile sizi kurtaramaz). Ya kareyi yeniden çekeceksiniz (ki bu her zaman mümkün olmaz) ya da en baştan RAW çekmeyi düşünmeniz gerekirdi.

Eğer RAW formatını kullansaydınız bu düzeltmeleri yapmak 2 saniyenizi bile almıyor. Ancak bunun için çekimlerin baştan RAW yapılması gerekiyor. Sonradan eldeki fotoğrafı RAW’a çevirmek mümkün değil.
AVANTAJLARI / DEZAVANTAJLARI
RAW, belli bir noktaya kadar bazı değişiklikleri yapabilmesi açısından çok faydalı bir format olduğu gibi, 4-5 katına kadar kayıpsız büyütme seçeneğine sahip olması ile de özellikle yüksek çözünürlük isteyen kullanıcıların imdadına yetişmektedir.

Daha fazla detay isteyen ancak orta format dijital fotoğraf makinelerine 20-25 bin euro verecek gücü olmayan kullanıcılar ya da büyük boyutta baskı yapan kullanıcılar için RAW formatının kayıpsız büyütmeye izin vermesi önemli bir özelliktir.

Yine Nikon Capture’dan ekran görüntüleri. Tonlama, Saturasyon gibi değişiklikler ve beyaz ayarını
çekim yaptıktan sonra değiştirmek mümkün.

Bu formatın bir diğer özelliği ise büyütmeye izin verdiği gibi istediğiniz boyutta küçültmeye de izin vermesi. Ayrıca kadrajınızı istediğiniz gibi değiştirebilmeniz ve seçtiğiniz kadrajda yeniden ebatlandırma yapmanız da mümkün.

Bu formatı destekleyen birçok dijital fotoğraf makinesinde RAW çekilirken aynı zamanda JPEG dosyası da oluşturulur. Bundan amaç bilgisayarlar tarafından standart olarak desteklenmeyen RAW karelerin içeriğinin JPEG versiyonunda görülmesi.

Her güzelin bir kusuru olduğu gibi RAW formatının da bir kusuru bulunuyor: Dosya boyutunun büyük olması. 6 Mpiksellik Nikon D70’in çektiği bir RAW kare 5-6 Mbyte arası yer kaplarken, 10 Mpiksellik Sony Cyber-shot DSC R1 için bu rakam 20 Mbyte’a çıkmaktadır. Her üreticinin optimizasyonları farklı olduğundan dosya boyutları da farklı olmaktadır.

RAW dosyalarının bu kadar yer kaplaması (ki aynı çözünürlükteki JPEG fotoğraf yarısı ya da dörtte biri oranında daha az yer kaplıyor) daha fazla büyük ve daha düşük çekim hızı anlamına geliyor. Dosya boyutu büyüdükçe kullanmamız gereken bellek daha büyük olmakta ve seri çekim gibi hız gerektiren işlemler yavaşlamaktadır. Her ne kadar yüksek çözünürlüklü D-SLR ürünler için bu seri çekim hızı RAW için bile tatmin edici seviyede olsa da JPEG kadar hızlı çalışmaya imkan vermez. Ayrıca spor karşılaşmaları gibi hızın önemli olduğu durumlarda bu yavaşlık can sıkıcı boyutlarda rahatsız edici olabilir. Öte yandan ileri seviyede kompakt ürünlerin de RAW çekebildiği fakat bu kabiliyetlerinin sınırlı olduğu ve yavaş oldukları düşünülürse hızın gerektiği durumlarda bu formatın yetersiz olduğu su götürmez bir gerçektir.

Eğer sürekli RAW çekmeyi düşüneceksek en az 1Gbyte belleğe sahip olmamız gerekir ki bu da ek maliyet anlamına gelir.

Bir diğer sorun ise RAW formatının bilgisayarlar tarafından standart olarak tanınmıyor olmasıdır. Birçok bilgisayara ek yazılım yüklemeden bu formatta çekilen bir kareyi görmek mümkün değildir. Görülebilse bile üzerinde değişiklik yapmak için üretici firmaların ya da diğer firmaların yazılımlarına ihtiyaç vardır. Zaten bu yazılımlar olmadan büyütme, küçültme, renk değişiklikleri ve diğer değişikliklerin hiçbiri yapılamaz. Yani bu formatta çekim yapmak bir iş ise bunların üzerinde gerekli değişiklikleri yapıp uygun formatta kaydetmek (genelde JPEG ya da TIFF olur) ayrı bir iştir. Bu yüzden her bir RAW fotoğrafı ile tek tek uğraşıp istenilen ayarların uygulanması gerekir ki bu da ek olarak zaman ayırmak anlamına geliyor.
RAW FORMATINI KİMLER KULLANMALI?
Bu format, tüm getirilerine karşılık, dosya boyutunda meydana gelen artış sebebi ile genelde stüdyo çekimlerinde tercih edilir. Ayrıca hıza ihtiyaç duyulmayan ortamlar da kullanılabilir. Çekim sırasında oluşabilecek belli hataları çekimin ardından düzeltmeye imkan vermesi özellikle stüdyo çekimlerinde çok kullanışlı bir özellik olarak karşımıza çıkar. Ürün, katalog vb. gibi çekimlerin yapıldığı stüdyolarda bu format sıklıkla kullanılır ya da kullanılmalıdır.

Ayrıca daha fazla detaya ihtiyaç duyan veya büyük ebatlarda baskı yapacak olan fotoğrafçıların da bu formatı kullanması gerekir. Daha fazla çözünürlük daha fazla detay anlamına geldiğinden (baskı ortamları aynı olsa bile) RAW formatı fotoğrafçılara bütçelerini fazla zorlamadan istedikleri sonuçları almalarına yardım eder. Bunlarla beraber eğer büyük boyutta baskı yapmak istiyor ve bunun için gerekli çözünürlüğe uygun fotoğraf makineniz yoksa RAW formatı imdadınıza koşuyor. %400-500 boyutlarına kadar kayıpsız (bu çok önemli) büyütmeye izin veren bu format, en büyük yardımcınız haline gelir. Örnek vermek gerekirse: 10 Mpiksellik Sony Cyber-shot R1’in çektiği RAW fotoğrafları 25 Mpiksele kadar büyütmek mümkün. Bu da 2.5 kat büyütebilme anlamın geliyor.

Görüldüğü üzere bu format günlük hayatımızda sürekli kullanmamız gereken bir format değil. Özel anlarda, özel işlerde ve daha çok profesyonellerin kullanması gereken bir özellik olarak karşımıza çıkıyor. Pratikte sürekli RAW çekmek kulağa hoş gelse de getirdiği bazı yükler sebebi ile her zaman mümkün olmayabilir.
RAW FORMATININ YAPAMADIKLARI
Bu kadar kabiliyetli ve zaman içinde bizi geri götürme özelliğine sahip olan bir formatın yapamadığı bazı şeyler de bulunuyor. RAW, belli bir noktaya kadar renk, gren, beyaz ayarı gibi değişiklikler yapmaya izin verse de bu formattan mucize beklememek gerekiyor. Onun da yapamadığı bazı değişiklikler var: Örneğin netliği yanlış yapılan bir fotoğrafta netlik düzenlemesi yapamazsınız (şu an prototip aşamasında olan bu tip fotoğraf makineleri var ancak bu formatın böyle bir özelliği yok). Ayrıca yanlış renkleri bir noktaya kadar düzeltseniz de üzerinde değişiklik yapılamayacak kadar kötü renkleri düzeltmeniz mümkün olmaz. Aşırı az ya da aşırı fazla pozlanmış fotoğrafları düzeltemezsiniz. RAW size sadece belli bir noktaya kadar poz düzeltmesi imkanı verir.

Tüm bunlarla beraber RAW formatına dönüşüm mümkün değildir. Yani bir fotoğrafı JPEG çektikten sonra RAW’a dönüştüremezsiniz. Bu formatı sadece çekim aşamasında belirledikten sonra kullanabilirsiniz. Çekim sırasında makinenizin mutlaka RAW çekebilecek durumda olması gerekiyor.
HANGİ TÜR FOTOĞRAF MAKİNELERİ BU FORMATI DESTEKLER
Bütün D-SLR fotoğraf makineleri (ucuz ya da pahalı, giriş seviyesi ya da en üst model olsun farketmez) RAW formatını destekler. Bu ürünlerle çekilmiş RAW dosyalarını ya Photoshop gibi yazılımlarla ya da ürünle beraber verilen ve bu iş için özel üretilmiş programlarla açıp işlem yapmanız mümkün. Öte yandan D-SLR ürünler dışında ‘prosumer’ adı verilen ileri seviyede kompakt ürünler de bu formatı desteklemektedir.

SONUÇ
Zaman içinde bize yolculuk yaptıran, renk düzenlemeleri ve boyut büyütmeleri gibi çekimden sonra pek yapamadığımız (yapsak bile çok iyi sonuçlar vermeyen) değişikliklere izin veren RAW formatını yeni yılın bu ilk dergisinde ele aldık. Özellikle stüdyo fotoğrafçılığı yapıyorsanız, büyük ebatta baskılara ihtiyacınız varsa, yüksek çözünürlük sizin için detay anlamına geliyorsa RAW mutlaka kullanmanız gereken bir format.

Bu sayfalarda bulunan yazıların bütün hakları uruninceleme.com’a aittir. Kaynak gösterilse dahi izinsiz kullanılamaz.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

No tags for this post.

Bu Konu İle İlgili Yazılar

Diğer Yazılardan Bazı Başlıklar

Sen de yorumunla katkıda bulun

Yorumları takip etmek için geri bildirim olarak websitesine ekleyebilir. Ya da RSS ile takip etmek için tıkla

Yazın içerisinde kullanabileceğin HTML komutları:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>